Madde Bağımlılığı

Madde Bağımlılığı Nedir?

Eroin, esrar, kokain, alkol, amfetamin, tiner, bally vb. gibi uyuşturucu maddelerin sık kullanımına bağlı olarak gelişen patolojik durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından dört ana özellik ile tanımlanmıştır:

  1. Maddeyi elde etmeye ve kullanmaya yönelik yoğun arzu ve ihtiyaç.
  2. Kullanılan dozu arttırma eğilimi.
  3. Maddenin fiziksel ve psikolojik etkilerine karşı yoğun hassasiyet ve bu etkileri arayış.
  4. Maddenin kişinin hayatındaki en önemli şey haline gelmesi.

DSM-IV madde bağımlılığını üç aşama ile tanımlar:

  1. Madde ile meşguliyet/ beklenti
  2. Yoğun kullanım
  3. Yoksunluk

Bu aşamalar çerçevesinde, öncelikle kişi maddenin fiziksel ve psikolojik etkilerini yeniden yaşamak amacıyla, kendi isteği ile maddeyi alır ve kullanır. Sosyal ortamlarda da maddeyi kullanmak ya da madde kullanan kişilerle arkadaş olmak kullanımı arttırır. Sonraki aşamada kişi madde kullanmadığında ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini yaşamamak için madde kullanmaya başlar ve son aşamada artan tolerans dolayısıyla daha iyi hissedebilmek için değil, normal hayatına devam edebilmek için madde kullanmak zorunda kalır.

Sıklıkla kullanılan, bağımlılık yapan maddeler ve vücuda etkileri

Esrar: Kısa vadede keyif hissettirir ve odaklanmayı arttırır. Uzun vadede hafıza sorunlarına, solunum ve kalp problemlerine, problem çözmede aksaklıklara, bilişsel yeteneklerde azalmaya, paranoya ve gerçeklik kaybına neden olabilir.

Eroin: Keyif ve uyuşukluk hissettirir; ağrının hissedilmesini engeller. Solunumu baskılar, kabızlığa ve kilo kaybına neden olur. Yüksek dozda eroin kana karıştığında kalp krizi ve bilinç kaybına, hatta ölüme (“altın vuruş”) neden olabilir.

Kokain: Enerjik ve keyifli hissettirir; vücut sıcaklığını, kan basıncını ve kalp atış ritmini arttırır. Kullananların kalp krizi, solunum yetmezliği, kan damarlarının daralması ve felç geçirme olasılıkları vardır. Uzun vadede kilo kaybı, depresyon ve paranoyaya yol açabilir. Nadir durumlarda, ilk kullanımda ölüm meydana gelebilir.

Halusinojenler: Ortalama 12 saat süren, “trip” adı verilen beklenmedik psikolojik tepkilere neden olur. Yüksek dozlarda alındığında sanrılara, varsanılara ve bilinç kaybına yol açabilir. Vücut sıcaklığını, kalp atış hızını, kan basıncını arttırır; iştahı azaltır.

Ecstasy: Düşük dozda alındığında duyusal algıda artış, duygusal rahatlık ve artan fiziksel enerji hissettirir. Bulantı, titreme, kas krampları, bulanık görmeye de neden olabilir. Vücut sıcaklığı dengesinin bozulmasına ve bu sebeple nadir de olsa ölüme sebep olabilir.

Uçucu Maddeler (tiner, bally vb.): Düşük miktarda alındığında duyu kaybına ve hatta bilinç kaybına neden olur. Duyma yetisinin kaybına, akciğer spazmına, merkezi sinir sisteminde sorunlara yol açabilir. Çok yüksek dozda alındığında madde akciğerdeki oksijen ile yer değiştirerek kişinin boğularak ölmesine neden olabilir.

Ergenlerin madde kullanmasına neden olan risk faktörleri nelerdir?

Bireysel Faktörler:

  • Dürtüleri kontrol edememe
  • İsyankarlık, kuralları sıklıkla ihlal etme
  • Farklı yaşam tarzlarına duyulan merak
  • Engellenme ve reddedilmeye karşı yoğun hassasiyet
  • Akademik ve sosyal başarısızlık
  • Depresyon ve kaygı bozuklukları
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (ADHD)

Ailesel Faktörler:

  • Ailede ve/veya yakın çevrede alkol ya da uyuşturucu kullanan kişilerin olması
  • Ailede travma (boşanma, bir aile bireyinin ölümü, taciz, tecavüz…)
  • Aile bireyleri arasında çatışmalar
  • Aile içi dayanışma ve iletişimin olmaması
  • Yetersiz ebeveyn takibi
  • Tutarsız ya da katı cezalandırmanın varlığı

Sosyal Nedenler:

  • Madde kullanımını onaylayan arkadaş çevresi
  • Kişinin ilgi ve yeteneklerini ortaya koyabileceği sosyal olanakların yetersizliği
  • Madde kullanımını engelleyen yasal düzenlemelerin eksik oluşu.

Ergenlerde madde kullanımının erken belirtileri nelerdir?

  • İçe kapanma
  • Özbakımın azalması ve/veya farklılaşması
  • Okulu ya da işi aksatmaya başlaması
  • Dalgın, düşünceli görünme
  • Aşırı tedirginlik hali ve artan gizlilik
  • Eski arkadaş grubundan uzaklaşıp yeni ve farklı sosyal çevrelere girme
  • Farklı düşünce ve inançlar benimseme
  • Arkadaşları ile kodlu bir dil kullanma
  • Aşırı neşe ve saldırgan tutumlar arasında gidip gelen davranışlar gösterme
  • Daha fazla para harcama, borç isteme
  • Evdeki değerli eşyaların kaybolması
  • Odasında dumanı ya da kimyasal kokuları gizlemek için yoğun biçimde oda parfümü, tütsü vb. kullanma
  • Yeme alışkanlığının değişmesi; kilo kaybı

Çocuğunuzun madde kullandığını öğrendiğinizde ne yapabilirsiniz?

Onunla Konuşun!

Plan yapın. Durum hakkındaki gerçekleri gözden geçirin. Paniğe kapılmayın. Öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygulara kapılmamaya çalışın çünkü bu duygular çocuğunuzun ters tepki vermesine neden olabilir. Düşüncelerinizi net bir şekilde organize etmeye çalışın.

Gerçeklerden bahsedin. Konuşmaya sakin bir şekilde, çocuğunuza ne kadar değer verdiğinizi ifade ederek başlayın. Madde kullandığını nasıl öğrendiğinize dair gerçeklerden, hayatındaki değişikliklerden duyduğunuz kaygıdan bahsedin.

Dinleyin. Konuşmanızı bitirdiğinizde çocuğunuza neler düşündüğünü sorun. Onu dinleyin ve ne söylediğini anlamaya çalışın.

Tartışın. Kuşkusuz bu, en zor kısımdır. Paylaştığınız bilgileri ortak bir zeminde değerlendirmeye çalışın. Öfkenizi kontrol edin. Duruma sakin ve tutarlı bir şekilde yaklaşın ve çocuğunuzun bakış açısından değerlendirme yapmaya çalışın.

Kurallar Koyun. Çocuğunuzun madde kullanmasına razı olmayacağınızı sakin bir şekilde belirtin ve hayatında madde kullanmamanın yanında, yapması ve yapmaması gerekenleri sıralayın.

İyi davranışları ödüllendirin. Çocuğunuza davranışlarından kendisinin sorumlu olduğunu bildirin. İyi davranışlarının iyi, kötü davranışlarının da kötü sonuçlar doğuracağını belirtin. İyi yaptığı bir şeyi örneklemeyi de unutmayın.

Engelleri aşın. Çocuğunuz öfkeyle kalkar ve odayı terk etmeye çalışırsa şaşırmayın ve ortamı sakinleştirerek konuşmayı yeniden başlatın. Çocuğunuzun olası “Herkes yapıyor.”, “Bu seni ilgilendirmez.” gibi sözlerine karşılık, sakin bir şekilde, hiçbir mazeretin madde kullanmak için geçerli sebep olmadığını belirtin.

Konuşmaya devam edin. Sonraki konuşma tarihinizi belirleyin. Çocuğunuzla konuşmak devamlı bir süreçtir. Fakat aynı konuşmaları defalarca yaptığınız halde anlaşılamadığınızı düşünürseniz bir profesyonelden yardım alın.

Bağımlılık tedavisi nedir?

Öncelikle bağımlı bireylerin madde arayış ve kullanımını durdurmalarını hedefler. Bağımlılık, yeniden başlama riskinin çok yüksek olduğu bir hastalık olduğu için, tedavi farklı ortamlarda, farklı şekiller ve sürelerde gerçekleşebilir. Kısa süreli ya da tek seferlik bir tedavi genellikle yeterli değildir. Pek çok kişi için bağımlılık uzun süreli takip ve tedavi gerektiren bir süreçtir.

Bağımlılık tedavisinde bilinmesi gerekenler

  • Madde bağımlılığı ya da kötüye kullanımı sorunu olanların çoğu madde kullanmaya 18 yaşın altındayken başlar ve tedavi görmedikleri takdirde eroin ve kokain gibi maddeleri 5-10, esrar ve alkol gibi maddeleri 20-30 yıl arası kullanabilirler.
  • Bağımlılık tedavisinde nüksetme olasılığı çok yüksektir. Tedavinin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir.
  • Kişinin madde kullandığı ortamlara geri dönmesi, öfkesini kontrol edememesi, sağlıklı sosyal çevreden uzak kalması nüksetme habercileri olabilir.
  • Tedaviden sonraki ilk üç ay nüksetme oranının en yüksek olduğu zamanlardır. Tedavi ve takibin bu süre zarfında sürdürülmesi gerekir.

Madde bağımlılığını önlemek için neler yapılabilir?

Madde bağımlılığı, Türkiye bir kavşak ülke olduğu için gittikçe artan bir tehlikedir ve bu mücadelede ailelere büyük görev düşmektedir. Aileler öncelikle çocuklarıyla konuşmalı, onları uyuşturucu maddeler ve bu maddelerin zararları konusunda bilgilendirmelidirler. Uyuşturucu maddelerle ilgili konuşmanın çocukları özendireceğine dair kanı tamamen yanlıştır. Esasında, çocuğun internet, televizyon gibi kanallar aracılığıyla edinmiş olduğu üstünkörü bilgi, ailesinin bilgilendirmesi ile netleşir ve pekişir. Ailenin bilgilendirirken aynı zamanda çocuğunu dinlemesi ve onun fikirlerini anlamaya çalışması gerekir. Zira, ancak dikkatli dinleme neticesinde çocuğun bilgilerindeki eksikler ortaya çıkacaktır. Bu konuşma-dinleme pratiği hem çocuğun dışarıda gittikçe büyüyen madde kullanımı ile ilgili bilinçlenmesini sağlayacak, hem de aile içi bağları kuvvetlendirecektir. Ailenin rol-model olması, çocuğun kimlik gelişimi ve gelecekteki davranış kalıplarını belirlemesi açısından çok önemlidir. Ailenin yanı sıra okullarda ve medyada da madde bağımlılığının yıkıcı tablosunun yer alması, pek çok bireyin ve aile açısından olumlu sonuçlar doğurabilir.

Kaynaklar:

Kalyoncu, A. (2010-baskıda). Plastik Düşler. Kapital Yayınevi, İstanbul.

Ogel, K. (2002). Türkiye’de Madde Bağımlılığı. Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul.

http://www.nida.nih.gov

http://www.drugabuse.gov

http://www.theantidrug.com

Hazırlayan:

Yeşim Keskin

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yüksek Lisans Klinik Programı

Bu yazı Toplumsal Bilinçlendirme kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.