Kendine Zarar Verme Davranışı: Kendini Kesme

Kendine zarar verme davranışı (KZD) kişinin, ölüm isteği olmaksızın, kendi bedeninin bir bölümüne yönelik, doku hasarı ile sonuçlanan bir girişimdir. Sosyal olarak kabul edilmeyen bu davranış isteyerek ve amaçlı olarak yapılır. Tekrarlayıcı olması ve kişinin bu girişimde bulunmadan önce bir gerilim duygusuna sahip olması belirleyici olan noktalardandır. Kişiler fiziksel acıyla beraber rahatlama, zevk alma veya hoşa gitme duygusunu da yaşarlar. Eylemin ardından hissedilen utanma duygusu ve damgalanma korkusuyla kendine zarar vermenin izlerini ya da kanları gizlemeye çalışırlar.

Çoğu insan yoğun duygularıyla başa çıkmak için çeşitli baş etme yöntemleri kullanır. Kendine zarar verme davranışı da bu yöntemlerden biridir. Kişiler çoğu zaman ortama uyum sağlayamama ya da hoşnutsuzluğun yarattığı baskıya dayanamayarak bu yola başvururlar. Hissettikleri yalnızlık ve yalıtılmışlık duygularını kendilerine zarar vererek hafiflettiklerini sıkça dile getirirler.

KZD, doğrudan kendine zarar verme (kendini kesme, kendini yakma gibi) ve doğrudan olmayan kendine zarar verme (sigara kullanma, alkol ve madde kullanımı, aşırı yemek yeme ve hastalık tanısı aldığı halde ilaçlarını kullanmama gibi) şeklinde iki bölüm olarak incelenebilir. Ayrıca KZD’ye dürtüsel olan kendine zarar verme ve dürtüsel olmayan kendine zarar verme olarak da bakılabilir. Dürtüsel olan kendine zarar verme doğrudan kendine zarar verme olarak tanımlanan davranışların hemen hemen aynısı iken, dürtüsel olamayan kendine zarar verme doğrudan olmayan KZD ile paralel gider. Kırbaçlanma, dövme yaptırma, vücudu delme ya da cinsel organlara piercing yaptırma gibi davranışlarda dürtüsel olmayan KZD sayılabilirler. Toplumlar arasında intihara yönelik olmaksızın beden dokularının çeşitli yollarla tahrip edilmesi (dövme yaptırma, bir takım dini ayinlerde vücuda şiş batırma, kendisine zincirle vurarak canını yakma gibi) kültürel olarak kabul gören bazı davranışlar sayılabilirler. Bu sebeple doğrudan olmayan ya da dürtüsel olmayan yollar, sosyal olarak daha fazla kabul görmüş oldukları için çok daha az dikkat çekerler.

Dürtü bozukluğu için DSM biçimine bağlı kalarak, yinelenen kendine zarar verme davranışıyla ilgili olarak aşağıdaki tanı kriterleri ileri sürülmüştür:

  • Kendine fiziksel olarak zarar verme düşüncesiyle meşgul olma.
  • Kendine fiziksel olarak zarar verme dürtülerine karşı koymada tekrar tekrar başarısız olma ve bunun sonucunda vücut dokusunu tahrip etme veya başkalaştırma.
  • Kendine zarar verme eyleminin hemen öncesinde artan gerginlik hissi.
  • Kendine zarar verme eylemini gerçekleştirirken duyulan haz veya rahatlama hissi.
  • Kendine zarar verme eylemi bilinçli intihar niyetiyle ilişkili değildir ve bir hezeyan, sanrı veya transeksüel sabit fikre tepki olarak veya ciddi zekâ geriliği sonucu yapılmamaktadır.

Kendini Kesme Davranışı

Kişiler yaşadıkları yoğun psikolojik sıkıntılar karşısında kendilerini keserek rahatlama yolunu seçerler. Yaşadıkları duyguları donuk ya da ölü olarak tanımlarlar ve kendilerini yaşıyor hissetmek için kendilerini keserler. Bu boşluk duygusundan uzaklaşma genellikle onlara yaşadıklarını göstermektedir. Duyguların verdiği yoğun acıyı bastırarak rahatlama ihtiyacı hissederler. En sık rastlanan kendini kesme bölgesi en kolay ulaşılabilir olması açısından kol ve bileklerdir. Daha sonra bacaklar ve kasıklar gelir. Çok nadiren sırt ve genital bölgeleri kesme görülür. Kendini kesme davranışı intihar amaçlı olmayan bir rahatlama eylemi olsa da bazen derin kesikler ve/veya kesiğin ana damarlara yakın olması sebebiyle ölüm riski oluşturabilir.

Kendini kesme davranışının nedenleri

Kendini kesme davranışının çoğunlukla başka bir kişinin davranışını taklit etme yoluyla öğrenildiği bilinmektedir. Özellikle ergenlik çağındaki gençler arasında grup içi bir ritüel olarak yaygınlaştığı gözlenmektedir. Gençler grupla özdeşleşmek ve kendilerini kanıtlamak amaçlı bu davranışı sergileyebilirler. Kendini kesme davranışının bazı durumlarda ikincil kazançlar yoluyla beslenip güçlendiği görülür. Kişi bu davranışı sergileyerek, istediği bir şeyi elde etme ya da istemediği bir durumdan kaçınma gibi bir kazanç elde eder. Bu kriterler tanı konulmasıyla ilgili dikkat edilmesi gereken noktalardır ve KZD’nin tüm çeşitlerinde ortaktır. Kendine zarar verme davranışı çok çeşitli şekillerde olmakla birlikte genel olarak 5 gruba ayrılır:

  1. Tipik olarak kendine zarar verme davranışı (kafa vurmak, dudak ısırmak, tırnak yemek, derisini çimdikleme, kendini ısırma, kendine vurma)
  2. Psikotik kendine zarar verme (gözünü çıkarma, cinsel organ kesme)
  3. Yüzeysel veya orta düzeyli kendini yaralama (cildi kesme, sözcük kazıma, deriyi soyma)
  4. Kompulsif kendine zarar verme (saç yolmak, deriyi çimdikleme, tırnak yeme)
  5. Dürtüsel kendine zarar verme (kendini kesme, kendini yakma, kendine vurma)

Geçmişte yaşanan acı verici olayların (cinsel ve/veya fiziksel istismar, erken dönem izolasyon ya da ayrılık, ensest durumlar) yarattığı öfke ve kızgınlığı kendilerini keserek azaltma amaçlıdır. Travmaya yeniden maruz kalmanın huzur ve kontrol hissi verdiğini düşünürler. Duyguları bastırmadaki yetersizlik ve bunun karşısında kendilik kontrollerini kaybetmemek için de kişiler kendilerini keserler. Çünkü yoğun duygular karşısında kontrol edebilecekleri tek şeyin ‘kendilerini kesip kesmeme kararı’ olduğunu düşünürler. Bu durum onları endişeden ve kendine yabancılaşma hissinden de kurtarmış olur. Bazen bu öfke ve kızgınlık kendilerine dönük olup kendilerini cezalandırma amaçlı ortaya çıkabilir. Çünkü travmatik yaşantı sonucu kendini suçlama ve dolayısı ile kendinden utanma ve nefret etme duygusuyla kendilerini kesebilirler. Ancak bu tür KZD’ler travmatik olay yüzünden oluşacak olan depersonalizasyona karşı bir önlem görevi görür.

Bazen kişiler yoğun reddedilme duygularından kurtulmak için hızlı fakat geçici çözüm sağlayan bir yol olarak kendini kesmeyi kendilerine yardım davranışı olarak seçerler. Bazı vakalarda ise kendilerini boşlukta hissettikleri için bu davranışı onların gerçeğe geri dönmelerini, gerginlik ve kaygıdan kurtulmalarını sağlamaktadır. Kimi zamansa kişiler bu yolu, duyulan öfkeyi etrafa göstermenin bir yolu olarak seçebilir ve bunu intikam almak amaçlı kullanabilirler. Sosyal yalıtılmışlık yaşayan kişiler ise negatif de olsa birisinden tepki almak için bu yolu seçebilirler. KZD’nin ne amaçla yapıldığının anlaşılması tedavinin gidişatı için önemli olduğundan bu kişilerin profesyonel bir kişiden destek almaları gerekmektedir.

KZD’yi ağlamanın bir başka fiziksel yolu olarak görmek doğru olabilir. Bu yoğun duygularını tarif edebilecek daha uygun bir yol bulamadıkları için kendini kesme davranışını seçerler. Kişiler boşluk duygusunun üstesinden gelmek ve kendilerini ‘yaşar’ hissetmek için bu davranışa yönelirler. Davranış sırasında kendi kanlarını izlemeye ihtiyaç duyabilirler. Çoğu zaman kanın akışının verdiği sıcaklık hissini tarif ederler, bu tanım onların hayatta olduklarının bir göstergesidir. Kendilerini keserken acı hissetmeleri gerektiği halde analjezi oluşur ve kişiler donukluklarının ardından sadece uyarılma hissederler. Bu durum onları heyecanlandırır.

Kişinin reddedilmiş hissetmesi, korkması, yalnız hissetmesi ve panik olması bu davranışı sıklıkla arttıran faktörlerdir. Davranışın görülme sıklığı kızlarla erkekler arasında eşittir ve genellikle 13-26 yaşları arasında başlar. Sokakta yaşama, herhangi bir suç işleyip hapse girme, madde kullanımı ve işkenceye maruz kalma da kendini kesme davranışını arttıran etkenlerdir.

Neler yapılabilir?

Kendini kesen kişinin, öncelikle çektiği acının bir ifadesi olarak bu davranışı gösterdiği unutulmamalıdır. “Kendini yaralamak” o kişinin bilinmesini istemediği, kendini kötü hissettiği, utandığı, kimsenin kendisini anlamadığını düşündüğü bir olaydır. Bu yüzden ilk önce kendisine yargılanmadan dinleneceği söylenmeli ve duygularına saygı gösterilmelidir. Onu dinlemek için zaman ayrılmalı ve anlattıkları ciddiye alınmalıdır. Dinlerken olabildiğince nötr kalarak, korkmadan ve ona acımadan dinlemek gerekir. Bu davranışını kabullenmek ve onun acısını rahatlıkla dile getirmesi sağlanmalıdır. Ancak kendini kesme davranışını kabullenmek bu davranışı onaylamak demek değildir. Bu ikisi arasındaki ince ayrım konusunda kişi ile kişinin yakınları arasında bir anlaşmaya varılmalıdır. Bu konuşmalar yapıldıktan sonra kişi ile beraber yapılmakta olan günlük etkinlikler aynen devam ettirilmelidir.

Daha sonra bu kişiyi profesyonel bir yardım almaya ikna etmek ve kişinin bu konu hakkında çalışmasını sağlamak gerekir. Bu kişinin yakınları da profesyonel bir yardım alarak ona nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgi edinmelidirler. Kişiye kendini keserek kendine zarar vermeye devam ettiği gösterilmelidir. Kişi, reddedilme, öfke, utanma, yalnızlık duygularının farkına vararak uygun ifade yollarını geliştirecektir. Dürtülerini kontrol etmeyi öğrenip yaşadıkları karşısında yeni baş etme becerilerini öğrendikçe bu davranışından vazgeçecektir.


Kaynaklar:

Aksoy A., (2007). Kendine Zarar Verme Davranışına Yaklaşım. Kültegin Ögel(Ed.), Riskli

Davranışlar Gösteren Çocuk ve Ergenler: Alanda Çalışanlar İçin Bilgiler içinde (s. 391-419). İstanbul: Yeniden.

Aksoy A.& Ögel K. (2003). Kendine Zarar Verme Davranışı. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 4:226-236.

Aksoy A.& Ögel K. (2006). Kendine Zarar Verme Davranışı Raporu. İstanbul: Yeniden, 18. Canat S. (1999). Kendini Yaralama Davranışı. Klinik Psikiyatri:1, 46-48. Ankara: Prof. Dr. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı.

Daphne S(Ed). & Hollander E(Ed).(2001). Self-injurious behaviors: Assessment and treatment.

Arlington, VA, US:American Psychiatric Publishing, Inc.

Levenkron S.(1999). Cutting: Understanding and Ovecoming Self Mutilation. US: Norton Paperback.

Lüleci S. (2007). Kendini Yaralama Davranışı Olan Ergenlerin Psikiyatrik ve Sosyokültürel Özellikleri. (Yayımlanmamış uzmanlık tezi). Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman

Ruh Sağlığı Ve Sinir Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi. İstanbul.

Ögel K., Taner S. & Yılmazçetin C.(2003). Kendine Zarar Verme Davranışı. Ergenlerde Madde Kullanıma Yaklaşım Kılavuzu içinde (144-153). İstanbul:IQ Kültür Sanat.

Hazırlayan:

Börte Özdemir

İstanbul Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yl Programı

Bu yazı Toplumsal Bilinçlendirme kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.