Çocukların İhmal ve İstismar Edilmesi

Çocuk ihmali nedir?

Dünya Sağlık örgütü’nün tanımına göre ihmal, çocuğa bakmakla yükümlü kimsenin, çocuğun gelişimi için gerekli ihtiyaçları karşılamaması veya bu ihtiyaçları dikkate almamasıdır. Bu ihtiyaçlar sağlık, eğitim, duygusal gelişim, beslenme, barınma ve güvenli yaşam şartlarıdır. Ebeveyn veya bakıcının çocuğa sahip olduğu kaynaklarla orantılı bir yaşama alanı sağlaması gerekir.

İhmal ve İstismar Türleri Nelerdir?

  • Duygusal gereksinimlerini karşılamamak,
  • Çocuğun bakımını yapmamak (kirli, aç kalması),
  • Çocuğu çalıştırmak,
  • Çocuğun tıbbi gereksinimlerini karşılamamak,
  • Çocuğu korumasız bırakmak,
  • Sözel olarak hırpalamak,
  • Çocuğa cinsel olarak taciz ve tecavüzde bulunmak,
  • Çocuk pornografisi
  • Çocuğa fiziksel şiddet

Çocuk ihmali ne kadar yaygındır?

Çocuk ihmali çocuklara yapılan kötü muamelenin en yaygın şeklidir. Ne yazık ki ihmal, çocuk istismarı kadar görünür bir yara ve iz bırakmadığı için, istismar kadar çok dikkat çekmez ve çoğunlukla ihbar edilmez. Fakat araştırmalar ihmalin de en az istismar kadar zararlı olduğunu, özellikle çocuğun erken beyin gelişimine, fiziksel ve seksüel istismardan çok daha fazla zarar verdiğini göstermektedir.

İhmal çeşitleri nelerdir?

  • Fiziksel ihmal
  • Eğitimsel ihmal
  • Duygusal ihmal

Fiziksel ihmal nedir?

  • Çocuğun temel tıbbi gereksinimlerinin karşılanmaması
  • Çocuğun önlenebilir rahatsızlıklardan korunmaması
  • Ciddi bir sağlık sorununda acil ve doğru tıbbi yardımın aranmaması
  • Çocuğun, bakacak yetkin kişiler bulunmadan ve uzun süreler boyunca yanlız bırakılması
  • Çocuğun gece geç saatlere kadar nerede olduğunun bilinmemesi ve umursanmaması
  • Çocuğa düzenli ve besleyici öğünlerin, temiz ve yeterli giysinin sağlanmaması

Eğitimsel ihmal nedir?

Çocuğun gelişimsel ve eğitimsel ihtiyaçlarının tutarlı olarak karşılanmamasıdır. Örneğin;

  • Çocuğun zorunlu yaşa gelmesine rağmen okula gönderilmemesi,
  • 18 yaşın altında olmasına rağmen çalışmaya zorlanması
  • Okula devamlılığının sağlanmaması
  • Okula devam etmediği bilinmesine rağmen müdahalede bulunulmaması
  • Eğitim başarısı için gerekli ihtiyaçların karşılanmaması ve gerekli desteğin sağlanmaması

Duygusal ihmal nedir?

  • Çocuğa yetersiz ilgi ve şefkat göstermek
  • Çocuğun aile içi kötü muamele ve şiddete şahit olmasına izin vermek
  • Alkol ve/veya uyuşturucu kullanmasına izin vermek
  • Çocuğun suç işleme, aşırı saldırganlık gibi uyumsuz davranışlarına destek olmak veya izin vermek
  • Çocuğun duygusal veya davranışsal probleminde gerek duyduğu profesyonel psikolojik desteği almasına engel olmak veya geciktirmek.

Bir çocuğun ihmal edildiğini nasıl anlarız?

Eğer bir çocuk;

  • Okuldan sık sık uzak kalıyorsa
  • Yemek veya para için dilencilik yapıyor veya çalıyorsa
  • İhtiyacı olan doktordan mahrum kalıyorsa
  • Sürekli pis giyiniyor ve kötü kokuyorsa
  • Vücudu aşırı derecede zayıf düşmüş ise
  • Kendi kendine zarar veriyorsa
  • Alkol veya diğer uyuşturucuları kullanıyorsa
  • Evinde ona bakan kimse bulunmadığını belirtiyorsa, çocuk ihmaline maruz kaldığını düşünebiliriz.

Çocuk ihmali ihtimalini artıran nedenler nelerdir?

  • Cehalet
  • Yetersiz sosyo-ekonomik koşullar
  • Yetersiz sosyal destek
  • Şiddet uygulamalarını destekleyen veya hoş gören inançlar
  • Uygunsuz kişilerin örnek alınması
  • Ebeveyn veya bakıcıların geçmişte görmüş oldukları kötü muamele
  • Ebeveyn veya bakıcıların madde bağımlılığı
  • Ebeveyn veya bakıcıların çocuk gelişimi ile ilgili yetersiz bilgileri
  • Ebeveynlerin çok genç yaşta anne-baba olmaları
  • Çocuğun tek bir ebeveynle yaşaması
  • Ebeveynlerin aile içi şiddet yaşıyor olmaları
  • Ailelerdeki yüksek günlük stres düzeyi

En çok hangi çocuklar ihmale maruz kalır?

  • 0-3 yaş arası çocuklar
  • Hasta veya özürlü çocuklar
  • Kız çocukları

İhmalin çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?

  • Yanlızlık ve korunmasızlık hissi
  • Öğrenme güçlüğü
  • Davranış problemleri
  • Yaşıtlarıyla ve çevreyle iletişimde başarısızlık
  • Ölüme kadar varabilen sağlık problemleri
  • İlgi görebilmek için sağlık problemi yaratma eğilimi, sürekli fiziksel problemler
  • Gelişim geriliği
  • Yemek istifleme alışkanlığı
  • Eşya ve madde bağımlılığı

Çocukluğunda ihmale maruz kalmış olan yetişkinlerde ihmalin etkileri nelerdir?

  • Topluma ve kendine güven eksikliği
  • Kendine zarar verme ve intihar eğilimi
  • Depresyon
  • Gelişim geriliği ve gelişmemiş benlik bilinci
  • Duygularını yönetme eksikliği
  • Sosyal ilişkilerde iletişimsizlik
  • Şiddet eğilimi
  • Aşırı alışveriş, kumar, alkol, uyuşturucu gibi değişik bağımlılıklara yatkınlık

Toplumumuzu çocuk ihmalinden korumak için neler yapılabilir?

  • İstismar riski altında olan çocukları korumak
  • Aile bilincini güçlendirmek ve aileleri destekleme amaçlı bilgilendirmek
  • Toplum farkındalığını yaratmak
  • Cemiyet aktiviteleri
  • Pozitif ebeveynlik

İhmali ihbar ederken göz önüne alınması gereken durumlar nelerdir?

  • Ebeveynlerin çocuğa karşı yetersiz ilgisi, davranışları ve kayıtsızlıkları ihmalden ziyade fakirlikten mi kaynaklanıyor?
  • Bu davranış veya kayıtsızlıklar kasıtlı olarak mı yapılıyor?

Çocuklarımız tüm yaşam hakları ihlal edilerek bir kez daha babaları, kardeşleri, komşuları ve birileri tarafından cinsel şiddete maruz bırakılarak mağdur edilir. Mağdur olan çocuğu sadece maruz kaldığı cinsel şiddetin kendisi etmez, olay ortaya çıktığında yakınlarının verdiği suçlayıcı ve yargılayıcı tepki ve mesajlar da derinden tahrip eder. Çocukların cinsel istismarı Türkiye’de çok yaygın bir sorundur ancak rapor edilmez. Ne pahasına olursa olsun aile bütünlüğünün  korunması ve sosyal dışlanmaya karşı korunmak amacıyla gizlenir.  Ama bu sır sadece kaybedilen bir masumiyetin örtüsü olmaz, kaybedilen kimliklerin ve yaşamların da örtüsü olur. Bilinmelidir ki çocukların cinsel olarak mağdur edilmesi istenmeyen kimlikler oluşturduğu gibi katastrofik yaşamlar da oluşturur; kültürel yozlaşmayı neden olduğu gibi dini inançları da tehdit etmeye başlar.

Çocukların Cinsel Olarak İstismar Edilmesi

1. Cinsel İstismar Nedir?

Cinsel istismar, cinsel açıdan olgun ergen veya yetişkin tarafından zorlama, kandırma, rüşvet, korkutma, tehdit ve baskı yolları ile çocuğa olan sosyal ve spesifik sorumluluklarını ihmal ederek çocukla herhangi bir cinsel eylemde bulunarak cinsel haz alınmasıdır.

Cinsel istismar aşağıdaki her bir durumu da kapsamaktadır:

  1. Cinsel eylemin herhangi bir araç kullanılarak yapılıp yapılmaması;
  2. Genital ya da fiziksel temas içerip içermemesi;
  3. Çocuk tarafından başlatılıp başlatılmaması;
  4. Zarar vermesi  ya da vermemesi.

2. Cinsel İstismar çeşitleri nelerdir?

  • Temas içermeyen (seksi konuşma, teşhircilik),
  • Röntgencilik,
  • Cinsel dokunma (cinsel organlara dokunma),
  • Oral seks (oral-vajinal, oral-penil, oral-anal),
  • Interfemoral ilişki (çocuk bacakları arasına penisin yerleştirilmesi),
  • Cinsel penetrasyon (anal, genital, parmak, cisim),
  • Cinsel sömürü (pornografi ve çocuk fuhuşu).

3. Cinsel İstismara neden olan etkenler nelerdir?

A. Psikososyal ve Kültürel Risk Etkenler:

  1. Geleneksel erkek egemenliğini romantikleştiren ve popüler yapan  medya programları,
  2. Medya yolu ile çocuklara gösterilen cinsel ilgiye toplumsal tolerans gösterilmesi,
  3. Cinsel saldırganlara yönelik hukuki yaptırımların zayıf ve yetersiz olması,
  4. Duygularını cinsel bir yolla ifade etmeyi öğreten kültürel normlar,
  5. Mastürbasyonu bastıran moral normlar,
  6. Pornografi gibi aşırı uyaranların kolay ulaşılır olması ve seyredilmesi,
  7. Sosyal açıdan izole olmuş aile, aile bireyleri arasındaki sınırların ve mahrumiyetin erozyona uğraması,

B. Kişisel ve Psikolojik Risk Etkenleri:

  • Saldırganların güçlü olma ve kontrol etme ihtiyaçları,
  • Karşı cinsle sağlıklı iletişim kurabilme düzeyinde cinsel olgunlaşmaya ulaşmamış olması,
  • Reddedilme veya yetersiz olma korkusu,
  • Alternatif cinsel doyum kaynaklarının ulaşılmaz olması veya tam tatmin etmemesi,
  • Saldırganın kendine özgüvenini tehdit eden stres durumları,
  • Evlilik ilişkisinin işlevselliğini kaybetmesi, evlilik sorunları ve cinsel işlev problemleri,
  • Aile içi şiddet, ebeveyn-çocuk bağlılığının uzak olması, anne yoksunluğu veya hasta olması,
  • Alkol ya da madde kullanımı,
  • Psikopatolojik rahatsızlıklar.

4. Hangi özelliklere sahip çocuklar cinsel istismar riskiyle karşılaşabilir?

  • Cinsel istismar, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi ne olursa olsun, her yaş grubundan çocuklar tarafından yaşanmaktadır.
  • Zihinsel ve fiziksel özürlü çocuk ve kadınların daha çok istismar edildiği bilinmektedir.
  • Sosyal olarak izole olmuş, ekonomik olarak güçsüz ve duygusal olarak koruyucu olmayan ailelerdeki çocuklar daha çok cinsel istismar yaşamaktadır.
  • Bir çok cinsel istismar olayı aile içinde ya da çocuğa yakın kişilerce yapılmaktadır.
  • Aile dışı cinsel istismar her şekilde olabilir ve daha uzun sürebilir.
  • En sık rastlanılan cinsel istismar türünün parmakla penetrasyon ve penil vajinal olduğu bulunmuştur.
  • Şiddet içerikli cinsel saldırı ve tecavüzlerin daha çok yabancılar tarafından yapıldığı bulunmuştur.

5. Çocuklar neden cinsel istismar olayını söyleyemezler?

  • Olayın ne olduğunu anlamayacak ve kelimelerle ifade edemeyecek kadar küçük olabilirler,
  • Olayın gizli tutulması için tehdit edilmiş veya rüşvet verilmiş olabilirler,
  • Cinsel istismar yolu ile verilen ilgiden ve buna eşlik eden duygulardan dolayı kafaları karışmış olabilir,
  • Kimsenin kendilerine inanamayacağını düşünürler,
  • Kendilerini suçlarlar veya kendilerinin kötü olduğuna ve istismarın kendileri için bir ceza olduğuna inanırlar,
  • Çok utanıyor olabilirler,
  • Cezalandırma korkusu yaşayabilirler,
  • Sevdiklerinin sorun yaşayacağı korkusu ile söylemeyebilirler.

6.Saldırganlar kimdir?

Saldırganlar çocuğa en yakın olan kişilerdir. Çocuğa yönelik istismarların daha çok aile içinde meydana geldiğini bildiğimizden saldırganlar sırasıyla, babalar, ağabeyler, dedeler  ve yakın akrabalar olabilmektedir. Aile dışında ise komşular, öğretmenler ve doktorlar da bu suçu işleyenler olabilmektedir.

6. Cinsel istismar çocukları nasıl etkiler?

Çocukların aile içi veya aile dışı şiddete maruz kalmaları psikolojik, sosyal ve bilişsel gelişimlerini olumsuz etkiler. İhmal edilen ve istismara uğrayan çocukların, istismar yaşantısına özgü tipik davranım bozuklukları gösterdikleri ve hem travmayı izleyen kısa dönemde hem de travma sonrasındaki uzun bir dönemde ağır ruhsal sorunlar yaşama riskine sahip oldukları gözlenir:

a. Fiziksel Etkiler :

  • Baş ve karın ağrısı, kusma, iştah azalması,
  • Çocuklarda açıklaması olmayan dudak/ağız ve genital/anal çevresinde ağrı, şişme, kızarma, kanama, iltihap kapmaları, ürinary iltihaplar ve cinsel yoldan transfer edilmiş hastalıkların olması.

b.  Psikolojik Semptomlar :

  • Dikkat eksikliği,
  • Öfke nöbetleri,
  • Depresyon ve kaygı,
  • Kendine saygıda düşüş, güven eksikliği,
  • Disosiyatif bozukluklar (unutkanlık, amneziler, aşırı hayal kurma, trans benzeri durumlar, hayali arkadaşın olması ve uykuda yürüme),
  • Uyku rahatsızlıkları, yeme bozuklukları.

c.  Davranışsal Semptomlar :

  • Aşırı temizlenme ihtiyacı veya temizliğin ihmali,
  • Daha bebekçe davranışlar geliştirme,
  • İnsanlardan veya bazı yerlerden korkmak ve kaçmak,
  • Okul ve disiplin problemleri, suça yönelme,
  • Madde bağımlılığı, kendine zarar, intihar girişimleri,
  • Cinsel eylemlerin çoğalması ve erken yaşta hamile kalma,
  • Yetişkinlerin cinsel davranışlarını taklit etmek,
  • Kendileri, başka çocuklar ve oyuncakları ile cinsel içerikli oyunlar oynamak,
  • Kendi yaşlarının üzerinde olan cinsel bilgiyi dolaylı yoldan yapılan konuşmalar, sözler, ifadeler ve davranış yolu ile göstermek.

7. Çocuklar cinsel istismara maruz kaldığını ne zaman ve nasıl söyler?

  • İstismarın derecesi, sıklığı artar ve çocuğu korkutursa,
  • Cinsel istismardan korunmayla ilgili bilgi alırsa ve kendisine yapılanın doğru olmadığını fark ederse ve söylenmesi gerektiğini öğrenirse,
  • Kardeşleri kendisinin ilk istismar edildiği yaşa gelmişse onları korumak maksadıyla,
  • Ergenliğe gelip hamilelikten korkarsa,
  • İstismarcının baskısından kurtulmak istediğinde,
  • Çocuk güvenebileceği ve kendisi ile yakından ilgilenen bir yetişkinle karşılaşırsa,
  • Fiziksel bir yakınması (üriner enfeksiyon vb.) sonrası doktora gittiğinde,
  • Ayrıca çocuklar sırlarını en yakın arkadaşları ile paylaşmak istediklerinde.

Çocuğun Cinsel İstismara Maruz Kaldığını Nasıl Anlarız?

Özellikle fiziksel, duygusal ve davranışsal belirtiler çocukların cinsel istismara maruz kaldıklarının açık göstergesi olurlar.

Eğer bir çocuk;

  1. Sık sık baş ve karın ağrısı, kusma, iştah azalması, genital şikayetler ve cinsel enfeksiyonlar yaşıyorsa,
  2. Dikkat eksikliği, öfke, depresyona benzeyen donuklaşma, olağan aktivitelerden geri çekilme ve insanlar yanında yoğun kaygı ve kaçma eğilimleri gösteriyorsa,
  3. Aşırı temizlenme ya da temizliği  ihmal etme, cinsel ilişkiye dayalı bilgiyi sözel ve davranışsal olarak sergiliyor ve oyunlarda  sık  oynuyorsa ve okul ve sosyal becerilerde gerileme yaşıyorsa istismara maruz kaldığını söyleyebiliriz.

Çocukları Cinsel İstismardan Nasıl Koruyabiliriz?

  • Güvenliklerini sağlamayı öğretin.
  • Bedenlerini korumayı öğretin.
  • Hayır demeyi öğretin.
  • Yardım istemeyi öğretin.
  • Onlara sizinle her türlü sorunu  paylaşabileceği inancını yerleştirin.
  • Her zaman sır saklanmayacağını öğretin.
  • Dokunulmayı reddetmeyi ve sınırlar koymayı öğretin
  • Büyüklerin bazı kurallara uymayacağını öğretin.

Cinsel istismar Konusunda Doğrular ve Yanlışlar Nelerdir?*

YANLIŞ DOĞRU
Çocuklar cinsel istismarı hayal güçlerinin genişliği nedeniyle uydururlar. Çocuklar bu konuda genellikle yalan söylemezler. İlk kural çocuğa inanmak olmalıdır.
Yaşanmış bir iki olay önemli değildir. Çocuklar olan biteni çabuk unuturlar. Bir kez olan ya da tekrarlayan cinsel istismar çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından ciddi derecede zarar vericidir.
Şu çocuklar potansiyel kurbanlardır: Olayı provoke eden çocuklar, şirin ve cazip kız çocuklar, evden kaçan çocuklar, ihmal edilmiş çocuklardır. İstismar ve ihmalin bir çoğrafyası yok! Mağdurlar her sosyo-ekonomik ve her sosyo-kültürel gruptan gelen kız ve erkek çocuklar olabilir.
Parklar, genel tuvaletler, ıssız sokaklar, karanlık yerler, boş inşaat sahaları tehlikeli bölgelerdir. Olayın olduğu yer genellikle ev, okul, ev ile okul arasındaki yol gibi çocuğun içinde bulunduğu yakın çevresidir.
İstismarcılar genellikle yaşlı ve yabancı erkeklerle sokaktaki hırpani serserilerdir. Olguların %80-95’inde fail 20-40 yaşları arasındaki, mağdur tarafından tanınan evli ve çocuklu erkeklerdir.

*2008 İstanbul Barosu, Çocuk Hakları Merkezi tarafından hazırlanmıştır.

8. Cinsel İstismara Uğrayan bir Çocukla karşılaşıldığında Neler Yapılmalı?

  1. Durumu yazılı ya da sözlü olarak en yakın karakol ya da Cumhuriyet Savcılığına bildirimde bulunulmalıdır.
  2. Bir çocuğun cinsel istismara maruz kalma durumunda bulguların kaybolmaması için çocuğu en yakın sağlık kurumuna götürerek rapor alınmalıdır.
  3. Savcılık durumu Adli Tabibliğe gerekli incelenmeler yapılması için  yönlendirir.
  4. Çocuğun ruhsal belirtileri çok ve fazla ise bir sağlık kuruluşundan ve  profesyonelden yardım alın.

Çocuk Cinsel İstismara Uğradığını Söylediğinde Ne Yapmak Gerekir?

Çocuğun uzun süre birçok sorun yaşamasına sebep olan bazen de cinsel istismar ortaya çıktığında çocuğa verilen mesajların içerikleridir. Bir çocuk cinsel olarak istismara maruz kaldığını belirtiyorsa;

  1. Anlattıklarına inanın çünkü çocuklar bu konuda yalan söylemezler.
  2. Çocuğun korkup kaygılanmasına neden olacak abartılı tepkiler vermeyin.
  3. Bu durumun O’nun suçu olmadığını, herşeyin düzeleceğini söyleyin.
  4. Kendisine yardım edeceğinizi ve güvende olacağına dair teminat verin.
  5. Konuyla ilgili konuşması için zorlamayın, ama çocuk konuyu konuşmak istiyor ve sık sık gündeme getirme ihtiyacı hissediyorsa dinleyin.
  6. Çocuğun anlattığı istismar öyküsüne hiçbir şekilde yorum yapmayın. Eğer çocuk kendisinin bu olayı hakkettiğine dair çarpıltılmış inançlar geliştirmiş ise bunun hiç bir şekilde kendisinin suçu olmadığını söyleyin.
  7. Meraka dayalı sorular değil (Nerde oldu, nasıl oldu, ne zaman başladı, ne yaptı vb…), duygularına dayalı sorular sorun (ne hissettin, nasıl hissediyorsun, duyguların neler vb.).
  8. Durum ortaya çıktıktan sonra neler olacağına dair bilgi vererek çocuğu olacaklar konusunda hazırlayın.
  9. Çocuğun sosyal olarak damgalanmaması için durumu sadece  bilmesi gereken kişiler arasında tutun.
  10. Sizin (öğretmenler, aile bireyleri)  bu travmatik olaya yaklaşımınız çocuğun olayı kısa zamanda atlatıp sağlıklı hayat ve gelişimine devam etmesine yardımcı olacaktır. Çocukla kuracağınız sevgi, şefkat ve güven içerikli bir ilişkinin iyileştirici gücü fazladır.
  11. Çocuğa haklarının ne olduğunu, neler yapabileceğini ve yapmaya karar verdiği davranışın ne gibi sonuçları olacağını bilidirin.

Uzun Bir Süreçte Cinsel İstismara Uğramış Bir Çocuğa Nasıl Davranmalıyız?

  1. Güvende olma, dinlenme ve beslenme gibi fiziksel ihtiyaçlarını her daim  karşılayın.
  2. İhtiyacı olan sevgi,  şefkat ve ilgiyi verme konsunda her zaman sürekli ve istikrarlı olun.
  3. Yaşadığı olayla ilgili tepkilerin (sizin ve başkalarının) her zaman yargılayıcı ve suçlayıcı olmamasına dikkat edin.
  4. Ev ve okula ilişkin sorumluluklarını aksatıyorsa bu konularda beklentileri geçici bir süre  erteleyin.
  5. Çocuğu duygularını ifade edebilmesi, normal bir hayat uyumu yakalayabilmesi için  yapılandırılmış ama basit ev ve rehabilitasyon uğraşlarına yönlendirin.
  6. Sık sık düşünce ve duyguların sözel ve oyunla ifadesini teşvik edin.
  7. Yaşadığı olayı anlatmak isterse konuşmasına izin verin ve dinleyin.
  8. Çocuğun olay sonunda içinde olacağı ruhsal ve yasal süreç içinde her daim destekleyin, yanında olun.
  9. Cinsel istismarla iligli yanlış anlama ve çarpıtmalarını düzeltin.
  10. İstismarın etkisiyle bazı çocuklar duygusal, sosyal ve zihinsel olarak gerileme gösterebilirler. Bu durumu anlayışla karşılamanız ve çocuğu eleştirmemeniz çok önemlidir.
  11. Bazı çocuklar yaşlarının çok ötesinde cinsel biligiyi sözel olarak gündeme getirip cinsel içerikli oyunlar oynamaya devam edebilirler. Fazla  tepki vermeden  uygun bir yerde çocukla  birebir bu yaptığının yaşadığı olaydan kaynaklandığını, diğer çocuk ve erişkinlerden olumsuz tepki almaması için bu davranışlara dikkat etmesi gerektiğini söyleyin.

Çocuğa yönelik cinsel istismarı önleme konusunda neler yapılabilir?

Çocuğa yönelik cinsel istismar bedensel olduğu gibi psikolojik bütünlüğü de zedeleyen bir olaydır. Çocukların maruz kaldıkları herhangi bir istismardan duygusal, cinsel ve sosyal olarak etkilenmemeleri ve bu yaşantının kişilik gelişimini derinden etkilememesi olanaksızdır. Sadece cinsel değil, aynı zamanda duygusal ve fiziksel şiddeti öğrenmenin çocuklukta gerçekleşip yetişkinlik süresince kalıcı hale geldiği dikkate alınırsa, çocuklara yönelik istismarı önleyici çalışmaların önemi kavranabilir. Ancak  bu çalışmalar ülkemizde hiç de yeterli değildir. Çocukların cinsel ve fiziksel istismarı karmaşık ve toplumsal bir sorundur ve buna neden olan bir çok psikolojik, sosyal ve kültürel etkenleri inceleme ve değiştirme gereğini ortaya çıkarmıştır. Öncellikle toplumun bir bütün olarak bu sorunu tanımlaması ve önüne geçmesi için ailelere ve halka yönelik eğitim programlarıyla toplumun çocuk istismarlarına yönelik sağlıklı tutum ve tavırlar geliştirmesi gerekmektedir. Okullarda veya basın ve yayın organlarını kullanarak çocuklara yönelik yapılan istismarlar hakkında bilgilendirme çalışmalarının çocukların istismardan ailelerini haberdar etmeleri ve ailelerin de çocuklarını istismardan korumaları konularında olumlu sonuçlar vermektedir.

Çocuk cinsel istismar olayında Profesyoneller Olarak Neler Yapabiliriz?

Çocuğa yönelik her türlü istismar suçların en büyüğüdür. Hele ki kendini korumaktan yoksun, sadece yetişkinlerin bakımıyla hayatta kalabilecek masum ve güçsüz bebek ve çocukları  şiddete maruz bırakan saldırgan en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Ama  bana göre çocuğa yönelik istismar ve ihmal olaylarından sadece saldırganlar değil bu olayların yaşandığı toplumlardaki her bir birey sorumludur.  İhmal ve istismara uğramış çocukların sağlıklı gelişim ve yaşamaları ve sağlıklı toplum için biz psikologlar,  psikiyatristler, pediatristler, pedagoglar, ve sosyal hizmet uzmanları,  hukukçular ve adli tıp uzmanları bir ekip olarak birlikte haraket etmek zorundayız ve bundan da mesleki olarak sorumluyuz.

Cinsel İstismarın Ortaya Çıkması Durumunda Başvurulacak Yerler

  • Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu İstanbul İl Müdürlüğü

0212 511 42 75

  • İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkesi

0212 245 63 51

  • İstanbul Barosu Adli Yardım Birimi

0212 251 63 25

  • İstanbul Emniyet Çocuk Şube Müdürlüğü

0216 492 71 85

0505 787 74 13

  • Çocuk Ruh Sağlığı ve Rehberliği Derneği

0212 585 62 47

KAYNAKÇA

Akduman GG, Ruban C, Akduman B ve Korkusuz İ (2005) Çocuk ve cinsel istismar. Adli Psikiyatri Dergisi 3(1): 9-14.

Alikaşifoğlu M, Erginöz E, Ercan O ve ark. (2006) Sexual abuse among female high school students in Istanbul, Turkey. Child Abuse & Neglect 30: 247-255.

Atamer-Akdas TA (1998) Characteristics of childhood sexual abuse among Turkish university students. Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul, Psikoloji Yüksek Lisans Tezi.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu. (1995). Aile İçi Şiddetin Sebep ve Sonuçları: Tartışma ve Öneriler. Aralık, Ankara: B.A.A.K.

Briere JN ve Elliott DM (1994) Immediate and long-term impacts of child sexual abuse. The Future of Children 4(2): 54-69.

Dokgöz H, Bilgin NG, Kar H ve ark. (2008) Çocuk cinsel istismar olgusuna yaklaşımda çocuk psikiyatrisi değerlendirmesinin önemi. Adli Psikiyatri Dergisi 5(1): 37-41.

Fergusson DM ve Mullen PE (1999) Childhood sexual abuse: An evidence-based perspective. London: Sage.

Finkelhor D (1984) Child sexual abuse: New theory and research. NewYork: Free Press.

Fischer DG ve McDonald WL (1998) Characteristics of intrafamilial and extrafamilial child sexual abuse. Child Abuse and Neglect 22 : 915-929.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, (2008). Çocukların Cinsel İstismarına Hayır. Anne-babalar, öğretmenler ve tüm yetişkinler için rehber.

İlkkaracan P (1996a) Çocuklara Yönelik Cinsel Taciz. Sıcak yuva masalı: Aile içi şiddet ve cinsel taciz içinde, (s. 111-130). Ed. P. İlkkaracan, L. Gülçür ve C. Arın. İstanbul: Metis.

İlkkaracan P (1996b) Çocuklara Yönelik Cinsel Tacizi Önleme Yöntemleri. Sıcak yuva masalı: Aile içi şiddet ve cinsel taciz içinde, (s. 131-153). Ed. P. İlkkaracan, L. Gülçür ve C. Arın. İstanbul: Metis.

Karakaya I, Üneri, SO, Çoşku, A (2005) Çocukluk Cinsel İstismarı: Bir Olgu Nedeniyle Tanı Güçlükleri. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, (3) 12, 141-144.

Nüfusbilim Derneği (2009) Türkiye’de Ensest Sorununu Anlamak. Ankara: Damla.

Polat O (2006) Aile içi cinsel tecavüz. Ensest. İstanbul: Nokta Kitap,

Sarıfakıoğlu E ve Erdal E (2004) Çocuk istismarına eşlik eden deri bulguları. Dermatose 3(3): 143-148.

Sezgin AU (1993) Ensestin Psikososyal ve Adli Yönden İncelenmesi, Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, İstanbul.

Taner Y ve Gökler B (2004) Çocuk İstismarı ve İhmali: Psikiyatrik Yönleri. Hacettepe Tıp Dergisi, 35, 82-86.

Taşkıranoğlu-Tırtıl L (2001) Adli tıp kurumuna yansıyan cinsel istismar olgularında fiziksel ve psikiyatrik bulgular ile çocuk davranış değerlendirme ölçeğinin karşılaştırılması. Yayınlanmamış uzmanlık tezi İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, İstanbul.

Topçu S (1997) Çocuk ve gençlerin cinsel istismarı. Ankara: Doruk Yayınevi.

Turhan E, Sarıgün Ö ve İnandı T (2006) Birinci Basamakta Çocuk İstismarı ve Önlenmesi, Sted, 15, 153- 157.

Türkbay T, Söhmen G ve Söhmen T (1998) Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım: Klinik bulguları, olası sonuçları ve önleme. Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi 1: 48-54.

Yalın A, Kerimoğlu E ve Erman H (1995) Okul öncesi çocuklarda cinsel istismarı önleme programı: Ana babaların tutum, görüş ve davranışlarının taranması. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Dergisi 2(1): 19-27.

Zara-Page A (2004) Çocuk cinsel istismarı: Cinsel istismara neden olan etkenler ve cinsel istismarın çocuklar üzerindeki etkileri. Türk Psikoloji Yazıları 7(13): 103-113.

Zara-Page, A., ‘‘Terapide Çocukluk Cinsel İstismar Konusu: Terapi Süreç ve İlkeleri’’. Türk Psikoloji Derneği Yazıları, 7, (13), 103-113 (2004).


Bu yazı Toplumsal Bilinçlendirme kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.